Sıradan bir pazartesi akşamı; günün yorgunluğu ve haftanın ilk gününe ait düşünceler ile eve gelinmişti. Televizyonda tarih itibariyle popüler olan dizi, Ezel, için hazırlıklar yapılmaktaydı. Saat yaklaşık olarak 19:34 Yemek masası hazır, bitmek bilmeyen özet görüntüler arasında çay faslına geçilmesi ağır ağır çatal bıçak darbeleri ile tabağa hucum edilmekteydi.

İşte böyle bir akşamdı 22.02.2010 tarihli pazartesi akşamı. Ancak yukarıdaki paragraf içerisinde yer alan hikayenin 10 dakika sonrasında başlayan olaylar ile unutulmayacak bir pazartesiye dönüştü …  Devamı …

Kısaca neden kullanabilir miyiz ne için sorusu yerine ? Sanırım kullanabiliriz. Zaten neden 5n 1k içerisinde kendisine yer bulmuş önemli bir soru. Ancak, ne için, sonrasında gelen kelimelerle çok daha güçlü bir ifade olabilir. Vurgunun güçlenmesini ile soru ağırlaşabilir.

Sorular cevaplanır, cevaplanmaz, cevaplanamaz ve hatta kimi zaman soru olarak değerlendirilmez bile … Ancak vurgusu acıtmaya başladığı zaman tehlikeli olur.  Devamı …

Bir süre önce, halen uzak diyarlarda eğitim hayatını devam ettiren değerli arkadaşım / asistandaşım / meslektaşım, Murat tarafından gönderilen bir e-posta üzerine Dunning Kruger Etkisi ile ilgili bilgilere ulaştım. Öncelikle gelen e-postayı paylaşmak istiyorum; Devamı …

En iyi bildiğimiz konu yarışma. Doğumu, büyümeyi, eğitimi, yaşamayı, kazanmayı, başarıyı, neredeyse herşeyi yarışmaya bağlamıyor muyuz ? Sürekli bir mücadele, her yerde rakipler, geçilmesi gereken birileri, koşullar …

Her adımda tam tanımlı bir formül belirlenmiş. Adımı atarken yapılması gerekenleri içeren bir formül. Adımlar farklı amaçla atılsa bile, formüller içerisindeki değişkenler birbirleriyle çelişse bile amaç hep aynı … Yarışmak.

Nedir yarışmak ? Rekabet veya üstün olmaya çalışmak. Yarışmanın ne demek olduğunu bilmemize gerek var mı ? Bence yok! Çünkü anlamını bilmesek bile yaşam döngümüz mükemmel bir şekilde yarışmak üzere programlanmış.

Devamı …

İş gezimiz nedeniyle düştüğümüz yollarda yaşadığımız eğlenceli ve ilginç olayların sonuncusu dönüş yolunda farklı bir boyut kazandı. Yolculuğun sonlarına doğru günün yorgunluğu nedeniyle sohbet etmek bile zorlaşınca yakalayabildiğimiz radyo kanallarındaki programları takip etmeye başladık.

Az sayıda yayın olmasının getirdiği tolerans yüksekliği sonucu melodi, anlam ve zaman geçirgeci arayışı esnedi. Radyo zaman öldürgeci olmanın dışında içeriği ile değerlendirilen bir kaynak haline geldi …

İşte tam bu sırada TRT FM’de Atalay Demiri ile Günün Sesi programını dinlemeye başladığımızı farkettik. Konu Türkiye’de Sağlık Sistemi idi …  Devamı …

Yeni yıla ilişkin dileklerimi ve geçen yıla ait düşüncelerimi yazmak için en uygun gün bugün … 1 Ocak 2009!  Daha erken yazılsaydı 2008 bitmemiş ve 2009 kendini göstermemiş olacaktı. :)

2008 yılı çok yoğun ve hızlı geçti. Nasıl oldu da 2009 geldi ?

Günlük detaylarıyla 2008′i yorumlamak zor ama sanki başarılar, üzüntüler, problemler ve şaşkınlıklar orantılı bir şekilde dağılmıştı takvime . Geriye dönüp baktığımda nötr bir yıl olarak yorumlayabilirim. Sanırım “nasıl oldu da 2009 geldi?” sorusunu sorduran da bu nötr olma durumu … Devamı …

Günümüzde neredeyse her şehirde kentsel dönüşüm adı altında projeler yapılmaya başlandı. Görünen amaçlar arasında; küme çalışması tadında bloklar oluşturmak, bir (1) sene içerisinde değilde iki (2) sene içerisinde tıkanacak yollar yapmak, mini mini parklar bahçeler oluşturmak listelenebilir.

Tabii ki kentsel dönüşümün inanılmaz faydaları da vardır ancak görülen veya algılanılanın yerine çeşitli önerilerimi paylaşmak istiyorum. Devamı …

Bu yazıyı evde boyanmak üzere hazırlanan bir odanın bende uyandırdıkları üzerine hazırlamaya karar verdim.

Odamın yanındaki, boyaları ve mobilyaları çok eski olduğu için resmen tadilata alınan oda. Birebir ölçülerini bilemiyorum ancak içine girince “bu oda kare galiba” diyebiliyor insan, eşit değilse bile duvarlar “biz aynıyız” imajı veriyor. Kapısından içeri girince karşıdaki duvarda pencere ve sol tarafta ise balkon bulunuyor. Kısaca penceresi, balkonu, duvarları :) ve küçüklüğü ile tam tanımlı bir oda. :P

Mobilyaları ve iç düzeni ile herhangi belki de alışılmış bir odayken bu geçiş sürecinde farklıydı bu oda … Devamı …

Çalışma arkadaşlarımdan birinin günlük olayına farklı bir bakışı paylaşmak istiyorum … Blog, e-günlük, günce derken yaşadığımız kavram kargaşası sonucu ulaştığımız son nokta … :D

Diğer günlük yazarlarının yazılarını okumak üzere kurduğum “günlükleri okuyayım bakalım neler oluyor” cümlesine gelen cevap;

Ayıp değil mi neden başkalarının günlüğünü okuyorsun ?

Onlar özel değil mi ?

Sanırım blog / e-günlük dönüşümünü yapmamız gerekiyor … Yorumsuz :D

Bahane bulmak ne kadar kolay değil mi ? Belki de en kolay olanı bahane bulmak. Uğraşmadan, herhangi bir olayı veya işi sahiplenmeden resmen kaçar gibi bir yol aramak …

Hatanın kaynağına inmek yerine yanından teyet geçmek. Hatalı olmayı kabul edemeyen bünyede beliren karşı tarafa yüklenme ihtiyacı. Başarısızlığı kaldıramayanın başarısı.

Nedir ya bahane bulmak ? Problemleri geciktirmekten başka ne işe yarar ? Hiç …