İkinci ve umarım son TBY Ankara buluşması dün (14 Haziran 2008) gerçekleşti. Birincisine göre katılımın az ancak paylaşımın fazla olduğu bir buluşma oldu.
Paylaşımın fazla olduÄŸu bir buluÅŸma olmasına raÄŸmen neden “umarım son” ÅŸeklinde bir ifade kullandım ? Gayet açık; TBY açılımına baktığımızda Türk Blog Yazarları ifadesini görüyoruz. İlk buluÅŸmaya yönelik hazırladığım yazıda da belirttiÄŸim gibi ben blog kelimesinin kullanımına karşıyım. Umuyorum ki bu buluÅŸmada kesiÅŸen düşüncelerimizin sonucu olarak bu ve benzeri yabancı kelime kullanımı problemlerine çözüm bulacağız …
Buluşmanın detaylarına geçmeden önce dikkatimi çeken konu başlıklarına kısaca değinmek istiyorum;
- Blog ödülleri,
- BiliÅŸim hukuku,
- Türkçe kullanımı
İkinci buluÅŸmaya katılımın az olmasına ek olarak konu baÅŸlıklarının sayısı da azdı. Ancak gündeme gelen baÅŸlıklar çok detaylı bir ÅŸekilde tartışıldı. İlk buluÅŸmaya göre fikirlerin daha rahat dile getirildiÄŸi ve katılımcıların büyük bir çoÄŸunluÄŸunun tartışmalara katıldığı bir toplantı oldu. Tartışmalar sonucunda çeÅŸitli kararlar netleÅŸti. En azından benim için …
Yukarıda belirttiğim üç konu başlığının detaylarına gelince;
Blog Ödülleri
Yarışmacı (?) olarak katıldığım ve kısaca bahsettiÄŸim “Blog Ödülleri 2008” baÅŸlıklı yarışmaya iliÅŸkin tartışma ile buluÅŸmanın havası ısındı. Katılımcılar arasında ödül alan, ödül alamayan, oy veren, oy vermeyen gibi farklı pozisyondaki kiÅŸilerin bulunması tartışmanın saÄŸlık yürümesini saÄŸladı. Olaya her açıdan bakabileceÄŸimiz ve farklı bakış açılarını deÄŸerlendirebileceÄŸimiz bir ortam olması çok iyi oldu.
Sonuçta blog ödüllerine yönelik yorumlar arasından özet çıkarmak gerekirse;
- Neden blog ödülleri ? Blog yerine Türkçe bir karşılık bulunması gerekli …
- Oy verme şekli ve oy verenlere yönelik bir belirsizlik/güvensizlik var.
- Bu uygulama ile ne ölçülüyor belli deÄŸil. “Kimlerin daha çok tanıdığı var?” sorusunun cevabını “birinci olanlar” olarak mı cevaplamalıyız ?
- Tüm kullanıcılar oy verebilmeli mi ?
- Değerlendirme birden fazla kriter üzerinden yapılsa kısaca oy verme formu olsa daha iyi olabilir mi ?
Yorumlar beraberinde önerileri de getirdi. Bu öneriler arasında benim yorumlarımda vardı. Sanırım sonuç elde etme adına mesafe katettiğimiz ilk konu bu oldu. Ne kadarı uygulanır veya ne kadar etkili olur bilemiyorum ancak maddeler halinde yorumlar şu şekilde özetlenebilir;
- Öncelikle bu organizasyonun adı değişmeli. Blog yerine Türkçe bir karşılık bulunmalı,
- Organizasyona katılabilecekler için daha katı bir tanım yapılmalı. İçerik, güncelleme sıklığı, özgünlük gibi belirleyici kriterler eklenmeli,
- Oy verme işlemi birden fazla kriter üzerinden yapılmalı. Sadece bir bağlantıya veya düğmeye tıklayarak oy vermek işlemi güvenilir ve inandırıcı değil. Oy verme formu tasarlanabilir ve bu form 0 ile 100 arasında değişen değerler içerebilir,
- Verilen oylar/puanlar şeffaf olmalı ve anlık izlenebilmeli,
- Oy verme formu tasarlanırsa bir kategori içerisinde birden fazla oy verilebilir. Çünkü oylar zaten 1 veya 0 mantığından çıkmış olacağı için değişken değerler belirleyici olacaktır,
- Tek aşamalı veya tek tip uygulama doğru değil. Bir ayrıma gidilmesi şart. Organizasyona katılma hakkını elde eden katılıcımlar arasında bir oylama yapılırsa daha belirleyici sonuçlar elde edecektir. Burada amaç katılımcıların birbirlerini değerlendirmesi ile sınırlı bir kitleden daha bilinçli sonuçlar elde etmek olacaktır,
- İkinci bir aşama veya tip olarak daha basit ancak tüm kullanıcılara ve okuyuculara açık bir değerlendirme/oylama çalışması yapılabilir. Bu tip bir uygulama mevcut uygulamanın yukarıdaki kriterler ile iyileştirilmiş hali olacaktır.
Buluşmada elde ettiğimiz bu yorumlar ve öneriler kesinlikle biraraya gelmenin faydasını göstermiştir. Mevcut bir uygulamaya yönelik farklı bakış açıları ile güzel sonuçlar elde edilmiştir.
Uygulanır, uygulanmaz veya okunur, okunmaz veya değer verilir, verilmez; biz tartıştık bu sonuçları elde ettik. Demiyoruz! Umuyoruz ki burada elde ettiklerimiz ilgili yerlere ulaştırabilir ve daha iyi organizasyonlar yapmak için yardımda bulunabiliriz.
BiliÅŸim Hukuku
Bu konu Erhan‘ın gündeme getirmesiyle tartıştığımız bir konu olarak buluÅŸmada yerini aldı. Aslında tartışmadan ziyade Erhan’ın bilgilendirme sunusu havasında geçti.
BiliÅŸim hukuku konusunda mevcut yasalar ve uygulamalara yönelik çok güzel bilgiler Erhan tarafından katılımcılara örnekleriyle aktarıldı. Çok baÅŸarılı ve detaylı bir çalışma olarak buluÅŸmada dikkat çeken bölümlerden biri oldu …
Bilişim hukuku içerisinde tanımı yapılan roller, görevler, sorumluluklar ve ilişkiler detaylarıyla masaya yatırıldı. Dikkat etmemiz gereken hususlar tartışıldı. Youtube ve benzeri kapatma uygulamaları ile ilgili verilen kararlara yönelik hukuksal soru işaretleri cevaplandı.
Erhan’a bu bölüm için teÅŸekkür etmemiz gerekiyor ve ben kendi adıma buradan teÅŸekkür ediyorum.
Türkçe Kullanımı
Bu konu buluÅŸma konu listesi içerisinde “Bloglarda Türkçe Kullanımı” gibi bir baÅŸlık ile yer alıyordu.
Sıra biraz geç geldi ancak tam da istediğimiz nokta da bu konuya sıra geldi. Kaan ile bu konuyu kolluyor ve sazı elimize almak için heyecanla bekliyorduk.
Barış tam “Bloglarda Türkçe Kullanımı baÅŸlıklı konuya geçiyoruz” gibi bir açıklama yaparken kendimi tutamadım ve aÅŸağıdaki açıklamayı yaptım;
Eğer bloglarda Türkçe kullanımını tartışacaksak hiç tartışmayalım! Boşverelim kalsın!
Neden böyle dedim ? Çünkü daha önceki yazımda da ve bu yazının girişinde de belirttiğim Türkçe kullanımına çok önem veriyorum. Dolayısı ile eğer amacımız doğru bir şekilde bu işi yapmak ise her açıdan doğru yapmalıyız. Yani kullandığımız yabanci yerimlerin Türkçe karşılıklarını bulmalı ve bunların kullanımını eğer biz öncü ise özendirmeliyiz.
Bu konuda vardığımız ortak noktaları kısaca özetlemem gerekirse;
- Blog gibi yabancı terimlere uygun Türkçe karşılıkları bularak bunların kullanımını özendirmeliyiz ve öncü olmalıyız,
- Yazılarımızda doğru Türkçe kullanımına dikkat etmeliyiz,
- Kaliteli içerik ve doğru iletişim için özen göstermeliyiz,
- Dilimizin değerini bilmeliyiz ve bozulmasına engel olmalıyız.
Sonuç
Yukarıdaki konulara bakıldığında elde ettiğimiz sonuçlara ilişkin fikriniz olacaktır.
İkinci buluÅŸma için yazılı bir sonuç elde edememiÅŸ olsakta niyet olarak birçok konuda ortak noktalara ulaÅŸtık. Umuyorum bu ortak noktaların gerçekleÅŸmesi konusunda da adımlar atabiliriz. Umuyorum bundan sonraki buluÅŸmalarda kararlar alıyor ve aldığımız kararları uyguluyor oluruz. Umuyorum bundan sonraki buluÅŸmalarda üretiyor oluruz …
Bir sonraki toplantının tam Türkçe bir isim altında yapılması dileÄŸi ile …





14 Yorum
#1 Recep Hilmi Tufan 15.06.08 18.20
#2 yakuter 15.06.08 18.21
Öncelikle ellerine sağlık. Buluşmayı çok güzel anlatmışsın. Tek eksik sanırım (Blogcu) Forumu konusu kalmış. Birde bana teşekkür etmişsin, rica ederim
Unutmadan keşke blog kelimesi yerine neyi düşündüğünü belirtseydin. Ben günlük demekten yanayım. Birde bu konudaki tartışma ortamına insanları yönledirirsek iyi olur sanırım.
http://turkce.anadilim.org/
Tekrar görüşmek dileÄŸiyle…
#3 erdem 15.06.08 18.25
Recep; umarım bu konudaki ilerlemeyi beraber sağlayacağız.
Erjan; rica ederim … Kendi yaklaşımlarımı baÅŸka bir yazıda toplamaya çalışacağım
#4 Mustafa Turksavas 15.06.08 18.38
#5 erdem 15.06.08 18.45
#6 Kaan Fakılı 15.06.08 18.54
Mustafa, eÄŸer dediÄŸini biz yüzyıllardır yapmış olsaydık Türkçe, Türkçe deÄŸil de baÅŸka bir dil olur çıkardı. Çünkü insanlık geliÅŸiyor, teknoloji geliÅŸiyor, yeni ürünler ortaya çıkıyor, yeni fikir akımları, yeni düşünceler ortaya çıkıyor. Bu da birkaç yüzyıldır Türkiye’de deÄŸil de baÅŸka ülkelerde oluyor. EÄŸer biz bu ülkelerden bizim dilimize geçen bu geliÅŸmelere kendi dillerindeki gibi isimler verirsek o zaman dilimiz anlaşılamaz kelime yığınları ile dolar.
Türkçeleştirme meselesini basit bir milliyetçilik olgusu olarak ele almamak gerekiyor. Dil iletişimin temelidir. İletişim insanlar arasındaki ilişkiyi kontrol altında tutan unsurdur. Karşımızdaki insanla iletişimimizi kaybettiğimiz zaman sorunlar ortaya çıkar ve birbirini anlamayan toplumlar haline geliriz. Toplum eğer birbirini anlamıyorsa onlara toplum demek yanlış olacaktır. Kimliğini kaybetmiş insan tıpkı bir yaprak gibi kendisini rüzgâra bırakır ve uçar gider.
Her dilin kendine has melodisi vardır. Ses özellikleri vardır. Bir dilde bulunan kelimeler tesadüfî bir şekilde bulunmamışlardır ya da türetilmemişlerdir. Daha detaylı bilgi edinmek istersen benim şu yazıma bakabilirsin.
http://www.kaanfakili.com.tr/turkcenin-esas-zenginligi/
Erdem, bağlantıyı izinsiz verdiğim için özür diliyorum.
http://turkce.anadilim.org adresini ivedilikle açtım. Bazı düşüncelerin havada kalmaması için bir şekilde harekete geçmek gerekiyordu. Ben de ilk adımı sıcağı sıcağına atmak istedim. Yakında destek resimleri ve destek metinleri yazacağım. Resim yapmak isteyen, yazı yazmak isteyen olursa lütfen benimle iletişime geçsin.
Selamlar ve saygılar.
#7 Kaan Fakılı 15.06.08 18.57
#8 erdem 15.06.08 19.01
#9 Erkan Hirik 16.06.08 00.23
#10 HMERT 16.06.08 02.50
#11 burak tolga 16.06.08 11.41
#12 Mustafa Turksavas 16.06.08 19.49
Ayrica yazini zevkle okudum ve oldukca da bilgi edindim, onun icin tesekkurler ama dusuncelerimde herhangi bir degisiklige yol acmadi. Sadece goz kelimesinden gozluk kelimesinin turetilmesi kismi gelistiriyor. Bu sayede blog ve blogcu diyebiliyoruz orneÄŸin. “Blogger” yerine blogcu ve soyledigim gibi hala ben blog kelimesi icin bir karsilik bulunmasi gerektigini dusunmuyorum.
#13 Kaan Fakılı 17.06.08 11.01
Dillerin oluÅŸumuna bakarsan sistemli bir ÅŸekilde oluÅŸtuÄŸunu görürsün. Yani o dilden bir kelime alarak, bu dilden bir kelime alarak evrensel bir dil oluÅŸturulmaz. Bir dilin oluÅŸması, tekamülü için belirli dil kanunlarının ve saÄŸlam bir söz diziminin olması gerekiyor. EÄŸer bu iki unsur geliÅŸmeye çalışan dilde yoksa o dil zaten geliÅŸmeyecektir. Türkçe de bu iki unsuru bünyesinde çok iyi saklayan bir dildir. Bugün Orhun Abideleri’ne bakarsan bugünkü Türkçe ile söz dizimi konusunda belirli paralellik göstermektedir.
Anadil neden önemlidir? Bugün Türk bir ailede doÄŸan çocuk 1 yaşına geldiÄŸi zaman neden “mother” ya da “fother” deÄŸil de “anne” ve “baba” diyor? Hem de ona bilinçli bir ÅŸekilde öğretilmemiÅŸken? Çünkü çocuk anne karnından itibaren ait olacağı kültürün ögelerini bünyesine kazıyor. Ayrıca genlerden gelen bazı olgular ve toplumsal bilinç altı dediÄŸimiz bazı birikimler var. Tüm bunların birleÅŸimi çocukta Türkçe konuÅŸma olgusunu uyandırıyor.
Biz farklılık olsun diye “blog” kelimesini TürkçeleÅŸtirelim demiyoruz. Biz tamamen anlaşılalım ve dilimizin yozlaÅŸmasına bir nebze de olsa katkıda bulunalım diye TürkçeleÅŸmesini istiyoruz. Zaten sen dilin bu ÅŸekilde yozlaÅŸmasına karşı olmadığın için hatta bunu yozlaÅŸma olarak görmediÄŸin için bizimle aynı kaygıyı gütmemen normal. Ancak bu kelime TürkçeleÅŸtiÄŸi zaman kazanımlarımızı tek tek yazacağım.
#14 Kaan Fakılı 7.07.08 16.13
“Bulunacak olan bu veya baÅŸka bir kelimenin pek tutulacağını sanmıyorum ben.”
http://www.erkanhirik.com.tr/blog-kelimesi-yerine/