Yeni mezunlar, okumaya devam edenler ve hatta çalışmaya başlamış olanlarda da beliren bir model hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Cafe, bar vs. gençliÄŸi … Kısaca zamanının çoÄŸunu kafeterya, eÄŸlence ve alışveriÅŸ merkezlerinde geçiren gençler …
Genellikle öğrenci olup okul sonrası, okul öncesi ve hatta dersleri bir kenara bırakıp çeÅŸitli bahaneler ile ancak sonuçta zaman harcamak için kendilerini bu mekanlara atan kiÅŸiler …
EÄŸlenmeye, gezinmeye, sohbetlere, mola vermeye ve benzeri yaklaşımlara kesinlikle karşı deÄŸilim. Yazının konusu da “hepimiz evde oturalım” veya “sosyalleÅŸmeye gerek yok yaÅŸam formu olarak samanı örnek alalım” deÄŸil …
Tüm zamanını bu şekilde, boş ve tekrarlayan ortamlar ile harcayanları bir türlü anlayamıyorum
Durmadan geyik muhabbeti, yerine göre ancak aynı mekan içerisinde sürekli aynı içecekler ve yiyecekler. Sanki bir lig oluÅŸmuÅŸ gibi mekanlar içerisinde genellikle aynı yüzler. Zaman zaman yine bir lig edasıyla transfer olan oyuncular …
Mesai gibi gidilen, kredisi en yüksek ders gibi özen gösterilen ve su kadar önemli bir yaÅŸam bileÅŸeni gibi aksatılmayan bir süreç. İlginç olan ise bu kemikleÅŸmiÅŸ yaklaşımın bir “teneffüs” veya “hayat kurtarıcı” gibi görülmesi.
En felaket durum ise özellikle mezuniyet sonrası bu ortamı ve düzeni kaybeden gençlerin bunalıma girmesi. Ne yapacağını bilememesi. MahsunlaÅŸması. EÄŸitim süresince sahip olduÄŸu boÅŸlukları bu ÅŸekilde yaÅŸayanların ligin bitmesi ile yalnız kalması sendromu. Süreç içerisinde arkadaÅŸ ve dost olarak nitelendirdiklerinin aslında sadece bu boÅŸ sürece ortak olduÄŸunu görmenin üzüntüsü. Hatta “ahh okul yıllarım herÅŸey ne güzeldi” diyerek aslında bu zaman dilimlerine özenmesi …
Ne kadar acı ki günümüzde hayatının en önemli ve aslında gerçekten de en güzel yıllarını yukarıda ifade etmeye çalıştığım ÅŸekilde boÅŸa harcayan bir gençlik var. Umursamaz bir ÅŸekilde ve sabit bir düzen içerisinde hayatı programlanmış gibi yaÅŸayan insanlar var. Uyan, oku, takıl ve yat formülünün ötesine geçemeyen bunun sonucunda da neredeyse herhangi biri olmanın bile ötesine geçemeyen insanlar …
Üçüncü paragraf içerisinde de ifade ettiÄŸim gibi kesinlikle sosyalleÅŸmeye ve birÅŸeylere ara vermeye karşı deÄŸilim. Ancak hayata ara vermeye karşıyım. Görüyorum ki günümüzde artık insanlar hayata ara vermeye baÅŸladı … Kısaca günümüzdeki gibi umursamaz olan yaklaşımlara karşıyım.
Zamanını ve eÄŸitimini bu ÅŸekilde boÅŸa harcayan insanlar durumlarından ÅŸikayetçi olmamalı. Sahip oldukları yaÅŸam standartlarını devam ettiremedikleri için mazlum psikolojisine girmemeli. Sürdürdükleri profesyonel ve kiÅŸisel hayatlarında sıradanlıklardan sıyrılamadıkları için kimseye, sisteme (bu nasıl bir etiket ise), ÅŸirkete, eÄŸitime, geçmiÅŸlerine serzeniÅŸte bulunmamalı … GeliÅŸememekten, ilerleyememekten, kalıp içerisinde sıkıştırılıyormuÅŸ gibi hissetmekten, birÅŸeyleri düzeltememekten veya deÄŸiÅŸtirememekten ötürü kimseyi suçlamamalılar …
Bence!




