Geçtiğimiz günlerde Çin tamamen kendi imkanlarıyla uzaya bir yörünge kapsülü yolladı. Operasyonun başarıları listelendiğinde; Çin’in kendi imkanlarıyla gerçekleştirilmiş olması, uzay yürüyüşü yapılması ve kapsülün başarılı bir şekilde dünyaya dönmesi listelenebilir.

Çin, ülkemizde; çin malı, pirinç lapası, kalabalık ülke, böcek yemeği, çekik gözlü insanlar ve benzeri olarak bilinir. Bunların hepsi basitlik ve hatta kötü olarak yakıştırılmış belki de doğruluk payı olan yaklaşımlardır.

Ancak Çin yürümeye devam ediyor ve çok önemli bir adım daha attı. Devamı …

Mayıs ayı içerisinde paylaştığım “iPhone Türkiye’ye Geliyormuş” yazısının ardından güncelleme yapmamın vakti gelmiş. :)

Özellikleri, kullanım alanları veya getirdiği yenilikleri bu yazı içerisinde incelemeyi düşünmüyorum.

Evet iPhone Türkiye’ye gelmiş. Turkcell ve Vodafone aracılığı ile çeşitli koşullarda iPhone sahibi olmak mümkün olmuş. Güzel tabii böyle teknolojik ürünlere gecikmeli olsa da ulaşmak … 3G henüz ülkemizde netleşmiş bir konu değil ancak zaten önemli olan üç ge filan değil.

Ekonomik kriz tüm dünyada kol gezmeye başlamış, büyük finans kuruluşları bir bir batmış, güçlü olduğu söylenen ülkeler “kemer sıkma” yolları arar olmuş ama gelin görünki ülkemiz de tek dert daha doğrusu yeni derdimiz iPhone almak. :D Herşeyi unuttuk iPhone almanın yollarını arar olduk. Alışveriş merkezlerinde her beş kişiden birinde iPhone olana kadar da devam eder herhalde.

Mevcut problemlerin üzerine yepyeni bir örtü daha … :)

Bahane bulmak ne kadar kolay değil mi ? Belki de en kolay olanı bahane bulmak. Uğraşmadan, herhangi bir olayı veya işi sahiplenmeden resmen kaçar gibi bir yol aramak …

Hatanın kaynağına inmek yerine yanından teyet geçmek. Hatalı olmayı kabul edemeyen bünyede beliren karşı tarafa yüklenme ihtiyacı. Başarısızlığı kaldıramayanın başarısı.

Nedir ya bahane bulmak ? Problemleri geciktirmekten başka ne işe yarar ? Hiç …

Bugün 21 Eylül pazar. En son yazımı 26 Ağustos tarihinde hazırlamışım. Yazmaya bu kadar fazla ara vermek üzücü. Daha önce de ara verdim ancak verilen her aranın ardından daha büyük bir hevesle yazmaya başladım. Ulaşamadığım hedeflerin üzüntüsüne yazmaya ara vermiş olmakta eklenince dayanılmaz bir hal alıyor …

Başlık gayet açık aslında. Beş (5) gün daha beklesem en son yazıdan sonra oluşan boşluk bir (1) ayı bulacaktı … 26 ağustostan bu güne kadar sayısız gelişme oldu. Değinmek istediğim ama çeşitli nedenler ile paylaşamadığım çok sayıda taslak oluşturdum ancak bunların hepsi havada kaldı.

Bahane bulmak kolay ancak doğru değil! Umarım bundan sonra yazılarımı en az eskisi kadar sık paylaşabileceğim.